Friday, January 04, 2008

Midnight Express - Geceyarisi Ekspresi

Yillar boyunca tum dunyada Turkiye deyince insanlarin kaninin donmasina yol acan filmi dun gece nihayet TV'de izledim. Oliver Stone'un Billie Hayes'in ayni adli kitabindan uyarladigi filmi, Alan Parker yonetmis. Herhalde konusunu bilmeyen yoktur ama ben yine de hatirlatayim. Amerikali genc Billie Hayes, kiz arkadasi ile geldigi Turkiye'den ulkesine donerken 2 kilo esrari beline baglar. Ucaga girerken yapilan aramada, aslinda bomba taramasi yapan Turk polisleri tesadufen Hayes'in beline sarili esrarlari bulunca kahramanimizin cilesi baslamis olur. Bulundurma sucundan 4 yil 2 ay ceza yiyen Hayes'in cezasinin bitimine 53 gun kala, cezanin bulundurmadan kacakcilik sucuna cevrildigi ve hapis suresinin omur boyu hapse uzatildigi ogrenilir. Bu zamana kadar iyi kotu idare eden Hayes bundan sonra kacma planlari yapmaya baslayacaktir.

Yukarida anlatilan hikaye klasik bir "yurtdisinda yakalanan zavalli bohem Amerikali gencin cileleri" hikayesi. Zaten sonradan buna benzer cesitli filmler yapildi. Tayland'da gecen daha yeni bir filmde Claire Danes oymamisti mesela. 1970'lerin basinda Turkiye'deki cezaevi kosullarinin pek de iyi olmadigi da tahmin edebilecegimiz bir gercek. Yalniz bu film adeta Turk milletini canavarlar gibi gostermek uzere yapilmis. Zaten Hayes daha sonraki roportajlarinda bunu dile getirmis. Oliver Stone'un yazdigi senaryo Hayes'in hikayesini asiri derecede abartarak anlatmis. Dusunun; hapishanedeki tum gardiyanlar sadist ve bazilari tecavuzcu. Hatta hapisteki Turk mahkumlar bile gammazci ve sadist. Para karsiligi Hayes ve arkadaslarina esrar saglayan Rifki, guzelim bir kediyi sadece Hayes'in arkadaslari cok seviyor diye oldurup ipe asiyor. Benim bildigim bir Turk kediyi oldurecekse oldurur ve kenara atar. Oyle ipe asma falan psikopat Amerikalilarin yapacagi birsey. Hatta bana "Olduren Cazibe"'deki tavsan yahnisi sahnesini hatirlatti. Gardiyanlar da onlerine geleni falakaya yatirip eziyet ediyorlar.

Filmin ilk bolumu Turkiye ile ilgili savunma hislerimiz bir yana gayet guzel. Hayes'in yakalanisi, hapishane atmosferi gayet guzel resmedilmis. Ama ozellikle cezasinin uzatilmasindan sonraki kisimlar giderek gulunc ve cekilmez bir hal aliyor. Zavalli Rifki kazdiklari tuneli gammazladi diye adama iyice dis biliyorlar ve sonunda Billie Rifki'nin dilini isirip kopariyor(iyyyyy!). Film boyunca Rifki'nin sucu da adamlari kaziklamak ve gammazlamak. Rifki'nin cok sevdigi paralarini caldiklarinda tum gardiyanlarin heryeri didik didik arama sahnesi cok komik. Kim bu Rifki? Baba mi ki herkes emrine amade olsun. Hele bu olaydan sonra Hayes'in gonderildigi akli dengesi bozuklar kogusu alem. Millet zombi gibi dolasiyor. Herhalde plastik posetten sirayla dagitilan yesil ve kirmizi haplardan olsa gerek. Bir de herkes saga dogru zombi gibi donerken Hayes ters yonde donunce, hastalardan birinin "Aman burada hersey sagdan yapilir, sana kizarlar" demesi var ki!!! Oliver Stone fantazi yapmis. Stone'un fantazileri bununla da kalmiyor. Hapishane zaten bir alem. Avluda gures yapan tipler var. Daha da tuhafi avluda tavuskuslari var. Eskiden saraylarda hirsiza karsi kullanilan bu kuslar simdi de Turk hapishanelerinde kullaniliyormus(!). Hayes'in hapiste karsilastigi yegane iyi insanlar olan sevgili Batili arkadaslarindan biri de orada niye yatiyormus? Camiden samdan calmis. Yok artik! Camide samdan ne arar ya? Kilise mi burasi. Ayrica samdan calan adami hele ki gavursa saliverirler gider.

Filmin bahsedilmeden gecilemeyecek bir baska ozelligi de Turkleri oynayan Ermeni, Maltali ve benzeri 70 milletten oyuncunun son derece kotu Turkce konusmasi. Her halinden Ermeni oldugu anlasilan savci ve Yesil adli kokusmus Turk avukat karakteri haricindekilerin konusmasini anlamak icin altyaziya ihtiyac vardi. Bu arada bu avukat ve yargiclar da filmde tasvir edilen 'Igrenc Turk' karakterinden paylarini aliyor. Mesela yargic mahkeme sirasinda gazeteci kadinin bacaklarina kacamak bakislar atiyor. Bu arada Hayes'in cezasinin omur boyu hapse cevrildigi durusmada yaptigi konusma da yenilir yutulur degil. Turk milletine 'Domuz yemiyorsunuz cunku hepiniz birer domuzsunuz' diyor. Bizim mahkeme heyeti de kuzu kuzu dinliyor. Ben yargicin yerinde olsam 'Mahkemeye hakaretten' cezasina ekleme yapardim. Bir de Hayes suc ve ceza kavramlari hakkindaki derin fikirlerinden bahsediyor. Sen milletin memleketinde suc isle ondan sonra sanki sucsuz yere hapse girmis gibi ahkam kes. Amerikalilar - malum - tabiyetlerinin kendilerini dunyanin her yerinde her turlu cezadan muaf kilacagini sanirlar.

Hasili velkelam Turk'lere olan bakisi bir yana ben bu filmi hic begenmedim. Sonlara dogru sirf bitirmis olmak icin seyrettim acikcasi. Son derece abartili ve tek taraftan bakan bir film. Oliver Stone'un diger calismalarina bakinca aslinda buna sasmamak lazim.

0 yorum var:

Post a Comment

<< Home