Wednesday, January 30, 2008

Breaking the Waves

Lars von Trier'in daha once izledigim uc filminden ikisini (Bes Engel ve Europa) begenmis, ucuncusu (Dancer in the Dark) hakkinda karar verememistim. Filmden nefret mi ettim yoksa cok mu begendim hala bilmiyorum. Belki bir kez daha izlersem bir sonuca varabilirim. Bu filmlerle bir karsilastirma yapmam gerekirse Breaking the Waves'in bende uygulandirdigi duygulari Dancer in the Dark'la karsilastirabilirim. Gerci Dancer in the Dark'in asiri melodramatik ogeleri Breaking the Waves'in anlattiklarinin yaninda cok daha tahammul edilebilir kaliyor.

Film, 1970'lerde Iskocya'nin cok soguk bir bolgesinde geciyor. Kahramanimiz Bess, bir cocugun safligina ve -maalesef- zeka seviyesine sahip. Kuzey Denizi'nde bir petrol platformunda calisan Jan ile evlenmek istediginde, bulundugu kasabanin kilise ileri gelenleri onu 'yabancilarla' evlenme konusunda uyariyor. Bess'in bagli oldugu kilisenin uyeleri, kadinlari kilise toplantilarinda konusturmayacak, gunahkarlari gomerken 'Cehenneme gideceksin' diyecek ve kiliselerinde can bulundurmayacak kadar kati insanlar. Bess, Jan'la evlendiginde daha dugun bitmeden dugun salonunun ust katindaki bir tuvalette kocasindan kendisine sahip olmasini istiyor. Zaten filmin tuhafliklari daha burada basliyor. Bess'in evliliginde de cinsellikten baska bir seye sahit olmuyoruz. Bess, kocasi calismak icin platforma dondugunde histeri krizleri gecirecek kadar dengesiz bir kisilik. Zaten birkac sene once erkek kardesi oldugunde bir buhran yasadigini da kardesinin dul esinden ogreniyoruz.

Bess aptal derecesinde saf (bazilari cok iyi diyebilir ama bence kadin 'bon') bir kadin. Ayrica cok da dindar. Hatta kiliseye gittiginde Tanri ile konusuyor. Cocuk sesiyle Tanri'ya sordugu sorulara sert bir sesle kendisi cevap vererek Tanri ile iletisim kuruyor. Jan'in geri gelmesi icin Tanri ile anlasma yaptiginda Jan'in belden asagisi felc olmus sekilde geri donmesi, Bess'in kendisini suclamasini kacinilmaz kiliyor.

Bu ana kadar iyi kotu idare eden film, Jan'in yataga mahkum kalmasindan sonra tuhaf bir hal aliyor. Jan, Bess'ten baska erkeklerle birlikte olmasini ve detaylari kendisine anlatmasini istiyor. Boylece guya Bess'le kendisi birlikte olmus gibi hissedecektir. Aslinda Bess'ten bunu ilk istediginde Jan'in artik Bess'e verecek bir seyi olmadigini dusundugu icin, onun baska bir sevgili bulmasini istedigini dusunuyoruz. Ama Bess onune cikan ilk kisiyle yatmaya kalkinca anliyoruz ki ya Jan meramini anlatamadi ya da Bess anlamadi. Daha sonra Bess otobuste karsilastigi adamlari ellemeye, hatta fahise gibi giyinip barlardan adam toplamaya kadar gidiyor. Bess'in cinsel olarak kendisini bu kadar asagilamasindan Jan'in ne kazandigini anlamak zor. Bu arada Bess'in icinde bulundugu kati toplumun onu dislamasi da kacinilmaz. Butun bunlar olurken Bess'e tek destek olanlar, olen kardesinin hemsire esi ve Bess'in kendisine sevgili olarak sectigi ilk kisi olan doktor. Bu arada Bess kiliseye gidip dua etmekten vaz gecmiyor.

Lars von Trier'in karakterlerinden boyle seyler yapmalarini niye istedigini anlamis degilim. Bess'in kocasi istedigi icin katlandigi asagilanmalarin sebebi olarak Bess'in melek kadar 'iyi' biri olmasini gostermesi hic inandirici degil. Bess o kadar aptal ki zerre kadar muhakeme kabiliyeti yok. Muhaeame kabiliyeti olmayan birinin kendisinden isteneni yapmasinin neresi takdire sayan anlamis degilim. Ayrica Jan ondan niye boyle birsey istiyor. Bess'ten kendisine bir sevgili bulmasini istemesi belki anlasilabilir ama boyle, bir fahise gibi davranmasinin ne Bess'e ne Jan'a faydasi var. Hele filmin sonunda Bess'in yaptigi fedakarligin Tanri tarafindan odullendirilmesi insani cileden cikartiyor. Hele ki Bess'in odullendirildiginin semadan gelen can sesleri ile gosterilmesi!!!!

Filmde Hristiyanliktaki fedakarlik kavramlarina atifta bulunuldugu kacinilmaz. Bess'in fahise kiyafetiyle giderken cocuklar tarafindan taslanmasi, yasadigi toplumdan dislanmasi birer alegori. Lars von Trier bir yandan da kiliseyi elestiriyor ama bunlari anlatmak icin buldugu yol son derece carpik. Cogu elestirmenin bu filmi cok guzel bir ask ve fedakarlik hikayesi olarak algilamasini sasirtici buldum. Bana film ucuz melodramlarin sanat sinemasi versiyonu gibi geldi. Zaten sonunda Tanri'dan gelen isaret de cok ucuz bir numara.

Filmin goruntuleri cok guzel. Adeta bir amator video gibi cekilmis. Yonetmen kasabanin kasvetli ve soguk ortamini son derece iyi hissettiriyor. Dancer in the Dark'ta Bjork'un neredeyse kor olan karakterinin metal presinde calismasini gosterdigi anlar nasil cok gerginse Jan'in platformda cekilen goruntuleri ve sonraki hastane sahneleri deson derece carpici. Bess rolundeki Emily Watson'in performansi da cok iyi. Ama karakter o kadar tahammul edilmez biri ki bu performans bile yeterli gelmiyor.

0 yorum var:

Post a Comment

<< Home