Eastern Promises - Sark Vaatleri
David Cronenberg'in son filmi Londra'da bir berber dukkaninda aciliyor. Azim adli Turk berber, Rus musterisini tiras ederken oglu Ekrem'den yardim istiyor. Film Cronenberg filmi olunca Ekrem'in yapacagi yardimin musterinin ensesindeki killari pudrali fircayla temizlemek olmayacagini tahmin etmek zor olmuyor ama ben yine de sahnenin sonunu anlatmayayim.Ikinci sahnede ise sonradan 14 yasinda oldugunu ogrendigimiz hamile Rus kizi bir eczacida kanlar icinde yere yigiliyor. Kiz kaldirildigi hastanede dogum sirasinda olunce, doguma katilan ebe Anna(Naomi Watts) kizin esyalari arasinda buldugu gunlukten, dogan bebegi teslim edebilecegi akrabalarini bulmaya calisiyor. Anna'nin bebege bu kadar ilgi duymasinin ardinda kisa sure once bebegini kaybetmesi ve belki de kendisinin de Rus asilli olmasi yatiyor olabilir. Rusca yazili bu gunlugu okuyamayan Anna, dayisindan (amca mi dayi mi anlamak zor ama bana annesinin kardesi gibi geldi) yardim istiyor. Biraz catlak bir adam olan dayisi Stepan daha ilk cumleleri okuyunca Anna'ya bu gunlukten uzak durmasini soyluyor. Ama Anna isin aslini ogrenmeye kararli olunca defterin arasinda buldugu bir kartvizit kahramanimizi Londra' da bir Rus lokantasi isleten Semyon'a goturuyor. Sefkatli bir dede gorunumundeki Semyon'un ise yaramaz oglu Kirill ile soforu ve ayni zamanda kirli camasirlarinin temizleyicisi Nikolai (Viggo Mortensen) burada devreye giriyorlar.
Semyon 14 yasindaki bir Rus kizinin gunluguyle supheli sayilabilecek kadar cok ilgileniyor. Ama Semyon(Armin Muller-Stahl)'un Rus musterilerine hazirladigi dogum gunu pastalari ve gul yapraklari ile susledigi yemeklerinin, yeralti dunyasinda dondurdugu islerin onunde bir paravan oldugunu anlamak icin Muller-Stahl'in Jessica Lange'in Nazi babasini oynadigi Muzik Kutusu'nu izlemis olmaya gerek yok. Semyon'in kirli islerini halletmekte son derece usta olmasina ragmen yine de kotu bir adama benzemeyen Nikolai Anna'yi basta tedirgin etse de sonradan guvenini kazanmaya basliyor. Bu arada berber Azim'in de Rus mafyasinin pis islerini yuruttugunu ogreniyoruz. Semyon ve Kirill klasik bir mafya babasi-oglu portresi ciziyorlar. Baba ne kadar guclu ise oglu o kadar sumsuk ve ise yaramazdir. Sibirya'da hapis yatmis ve Rus sinif sisteminin en alt sirasinda yer alan Nikolai, 'soylu' Kirill'den daha mert, cesur ve tabii daha yakisiklidir.
Henuz Turkiye'de genis kapsamli gosterime girmeyen bu filmle ilgili cok fazla ipucu vermek istemiyorum. O yuzden konuyla ilgili daha fazla detaya girmeyecegim. Yalniz filmde bir Turk hamami sahnesi var ki hem soke edici hem de -Cronenberg bilerek mi yapmis bilmiyorum- tuhaf bir sekilde komik. Cunku bu sahnede Viggo Mortensen tamamen ciplak. Cirilciplak bir adamin iki tane mafya usagiyla hamamda dovusmesi gercekten cok ilginc. Cronenberg tabii filme degisik yerlerde imzasini atmayi unutmamis. O yuzden birkac tane asiri siddet sahnesi var.
Filmin goruntulerini cok begendim. Anna'nin annesi ile yasadigi ev, Semyon'un lokantasi gercekten cok guzel goruntulenmis. Viggo Mortensen'in performansi da gercekten cok iyi. Ama acikcasi bu hikayede orijinal olan fazla birsey bulamadim. Film izledigimiz sure icerisinde insani sariyor ama sonrasinda uzerinde dusunulecek birsey birakmiyor. Bildigimiz hikayenin yeniden anlatimi gibi. Sonradan ogrendigime gore Sark Vaatleri'nin senaryo yazari Dirty Pretty Things'in de senaryo yazari olan Steven Knight imis. Bu adamin Turklerle bir ilgisi oldugu kesin. Cunku her iki filmde de Turk karakterler var.
Genel olarak iyi bir film Sark Vaatleri. Birkac gun once DVD'den izledigim Crash ile karsilastirildiginda, icerdigi siddet ve ciplakliga ragmen cok daha 'mainstream' kaciyor.

