Tuesday, April 24, 2007

El Camino de los ingleses - Yaz Yağmuru

Hakkında fikir sahibi olmadan gittiğim Yaz Yağmuru, bir daha etraflıca araştırmadan film izlememek konusundaki kararımı iyice pekiştirdi. Başka bir filme gitmişken Mehmet'in merakı sonucu gittiğimiz bu film, anladığım kadarıyla İstanbul Film Festivali'nde de gösterilmiş. Bu saçmalıkları kim seçip de festival programına koyuyor anlamadım.

Film, 1970'lerde, İspanya'nın ahlakı en düşük insanları arasında yer aldıklarını düşündüğüm beş gencin hayatından bir kesit anlatıyor. Bir böbreği ameliyatla alınmış olan Miguel, bir nalbur dükkanında çalışıyor. Ameliyat için hastanede yatarken yan yatakta yatan ve sonradan ölen yaşlı adamın verdiği İlahi Komedya sayesinde şairliğe özeniyor. Bu arada bir havuz başında eğlenirken, dans okuluna gitmek isteyen ama maddi durumu buna elvermeyen Luli ile tanışıyor. Diğer üç gençten ikisi olan "Bayan Vücut" lakaplı kızla erkek arkadaşı, ortalık yerde sevişip duruyor. Beşinci genç ise mahallenin yosması olduğunu düşündüğüm şişman kızla yine başkalarının şahitliği altında birlikte oluyor. Bu beşinci çocuk bu kızı seviyor mu pek anlamadım, çünkü kızı başkası ile yakalayınca kızıyor. Ama oğlum yani kız seninle bu işi bu kadar aleni yaparsa herkesle yapar tabii.

Neyse...Hikayede kim olduklarını ve ne işe yaradıklarını anlamadığım birkaç kişi daha var. Bunlardan biri olan kadın bir ara intihara teşebbüs ediyor ama ölmüyor. Bu arada Luli kadın iç çamaşırı satan bir adamla tanışıyor ve dans okulunun ücretini ödemesi karşılığında adamla birlikte oluyor. Bunu fark eden Miguel de daktilo öğretmeni olan orta yaşlı bir kadınla ilişkiye giriyor. Film böyle kimin eli kimin cebinde belli olmaz şekilde ilerlerken şairane laflar eden bir ses bize yol gösteriyor. Bu şiirselliği de pek anlayamadım ama hakkını yemeyeyim belki çeviri sırasında anlam kaybı oluyordur. Dil İspanyolca olduğu için orijinalini takip etme şansım olmadı.

Yönetmen Antonio Banderas'ın amacı sanırım gençlik sancılarını şiirsel bir dille anlatmak ama açıkçası ben ortada anlatmaya değer birşey bulamadım. Aslında filmin başında Miguel'in ameliyatına ait görüntüleri kırmızı tütü giymiş bir balerinin ameliyathanede dansı ile birleştirmesinden bizi neyin beklediğini biraz tahmin etmiştim. Zaten film ilk yarının sonlarına kadar değişik çiftleşme kombinasyonları şeklinde devam ediyor. İkinci yarıda biraz birşeyler oluyor ama ne oluyor, niye oluyor pek anlaşılmıyor. Görüntüler, renkler fena değil ama böyle çorba şeklinde bir hikayeyi (ya da hikayenin olmaması diyelim) görüntüler de kurtaramıyor.

İşin acı tarafı aktörlerden bazıları gayet iyi performans gösteriyor. Daktilo hocası ve şişman kızla birlikte olan çocuk gayet iyiydi. Acıdım doğrusu oyunculara.

12.5 milyonu ve bir buçuk saat zamanı çöpe atmak istemiyorsanız uzak durun derim.

0 yorum var:

Post a Comment

<< Home